Canakkalede ruhunu arayan millet

|
Çanakkale’ye ilgi son iki yıldır zirvede. Kimilerine göre millet Çanakkale’de ruhunu arıyor. Peki, geçen yıl başlayan ve bu yıl da devam eden siyasi süreçlerin reva görüldüğü Türk halkı için bu bir kaçış mı? |
Çanakkale’deki gibi bir tarih dünya üzerinde yazılmamıştır herhalde. Bunu sadece imkânsızlıklar içinde verilen vatan müdafaasıyla sağlamamıştır Mehmetçik. Çocuk denecek yaşta işin başa düştüğünü düşünerek öyle bir ruh hâline bürünüp cephedeki yerini almasıyla yapmıştır o kahramanlar. İşte o ruh 93 yıl sonra yeniden dirildi. Zaten diri idi fakat özellikle son dört yıldır ‘tarihî yarımadaya’ yapılan ziyaretlerle o ruhun Türk milletinde dirilik kazandığını söylemek mümkün.
2001’de din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğinden emekli olduktan sonra son on yılın beş yılını çok daha yoğun bir şekilde tarihî yarımadada alan kılavuzluğu yaparak geçiren Hüseyin Babacanoğlu bu tespitin canlı şahidi. Çanakkale Bigalı olan Babacanoğlu, Çanakkale ruhuna halkın giderek daha fazla sarıldığını anlatıyor. Son iki yılda ise bu zirve yaptı denebilir. Peki çoluk çocuk, yaşlı genç, ev hanımı, öğrenci, kısacası Anadolu halkının 1915 Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı bu tarihî yarımadaya ilgisi neden?
Hüseyin Babacanoğlu, ilgiyi birkaç sebebe dayandırıyor. Bilindiği gibi hükümet başta olmak üzere özellikle İstanbul’un AK Partili belediyelerinin bölgeye her an kazandırdığı yeni şehitlikleri görmek, bunun bir sebebi. Ama bunun ötesinde sebepler de var muhakkak. Ona göre “Çanakkale’de ruhunu arayan bir millet var.” Ve devam ediyor: “Geçmişinde 93 yıl öncede kazandığı zaferi tekrarlamaktan mutlu olan, bugün yakın geçmişinde böyle bir olay arayan bir millet var karşımızda.” Dış konjonktürde Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışan bir dünyaya karşı geçmişe doğru giderek bir savunma geliştiriyor insanımız ona göre.
Son yıllarda, özellikle son iki yıldır tarihî bir dönemeçten geçiyor Türkiye. Tarih kitapları 2007 ve 2008 yıllarının önemini daha sonra yad edecek muhakkak. Belirli sıklet merkezlerinin 27 Nisan’da başlatıp 367 krizi ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle devam ettirdikleri, 2008’de de Ergenekon Terör Örgütü konusundaki gelişmelere karşı başörtüsü ve parti kapatma davasıyla iyice bunalttıkları Anadolu insanı bir kaçış peşinde sanki. Babacanoğlu’nun tespitleri de konuya ışık tutacak nitelikte.
Küçükçekmece Belediyesi son üç yıldır, yılda 20 bin kişiyi Mehmedime Selam adı altında bir organizasyonla Çanakkale’ye götürüyor. Önceki hafta sanatçı ve gazetecilerin katılımıyla Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın öncülüğünde ağaç dikme merasimi için bizler de oradaydık. Gördük ki Çanakkale’de yok yok. Önlerinde Kars, Bursa, Manisa yazan otobüsler tarihî yarımada yollarındaydı. Pek çok üniversiteli de yollara düşmüştü. Bölgeye Türkiye’nin her yerinden akın var. Öyle ki Şehitler Abidesi’ne vardığımızda uzun bir otobüs kuyruğu ile karşılaştık.
Tam rakam veremeyeceğiz ama yılda 300 binden fazla kişinin gezdiği bölgede daha çok yapılacak iş var. İngilizler, Çanakkale Savaşları’nda kaybettikleri askerler için savaştan hemen sonra, 1925’te bölgeye ilk anıtı diken millet oldu. Yeni Zelanda anıtı da aynı yıl dikildi. Fransızlar ise ölen askerlerini 1930’da hatırladı. Türkiye ise 1944’te projelendirmesine rağmen inşaatına 1954’te, Demokrat Parti döneminde başlayabildi şehitler anıtının.
Anadolu’nun ücra köşelerinden gelenlere karşı kendini sorumlu hisseden Hüseyin Babacanoğlu, kimilerinin Çanakkale’de şehit vermeyen ilimiz yoktur açıklamasına rağmen, en büyük korkusunun bölgede şehit vermeyen iki vilayetten birileriyle karşılaşmak olduğunu söylüyor: “Herkes arıyor şehidini. Bir gün bir grubun gelip de ilinden şehit göremeyeceği korkusuyla irkiliyorum bazen. İki tane vilayet var. Aklımda değil onlar.”
No comments yet. Be the first.
Leave a reply
