Film,Bedava Film,Dizi izle,Film izle.film izle

Film,Bedava Film,Dizi izle,Film izle.film izle

Bayezid

Bayezid

Çubuk Ovası altın tacını giymişti yine. Koca ovada sayısı 1–2 taneyi geçmeyen kuyunun etrafına oturmuş elma ağaçlarında çeliğin ilk yeşili, yaprağın ilk yeşili ile yer değiştirirken, toprağın buğusuyla gittikçe silikleşen Ankara Kalesi’ni artık göremiyordu. Ufukta yaklaşmakta olan bir dev vardı sanki. Ankara’dan bu tarafa bir dev geliyordu. Lanet olası bir karanlık ovaya yayılarak yaklaşıyordu. Güneş ilk ışığını gözlerinin ta içine sapladı. Sanki Türkistan oku idi gözlerine giren. Başını birden önüne eğdi. Ufka bakamıyordu. Elini gözüne siper edince depremi andıran gümbürtünün fillere ait olduğunu anladı. Güneşi ardına alan, sırtarı, boynuzları ve bacakları zırhlı, üstünde birer kule gibi duran çardaklarda okçuları ile inanılmaz bir kuvvet. Sayıları beş yüz kadar olmalıydı. Binlerce flama, binlerce tuğ gördü. Ordunun çoğu zırhlı idi. Dün gelen haberler ordu için 300 bin demişti. Yanılmamışlardı.
- “Doğru” dedi tok bir sesle. “Fazla bile.”
Tamamına yakını atlı idi. Hepsi de Türkistan atlısı. Altınordu Hakanı Toktamış’tan, İran’dan, Hindistan’dan, Türkistan’dan, Moğolistan’dan ve daha ismi unutulmuş 70’ten fazla ülkeden asker, fil ve adı bile duyulmamış yaratık, zırhlı domuzlar, arabalara yüklenmiş kargılar, 7000 deve yükü hazine, 10 bin kişilik hassa ile dünyanın en korkunç ordusu.
“Sen hakan değilsin.” Demişti mektubunda Bayezid. “Çağatay Hanı’nın serdarısın.”
Yanılmıştı. Bir ok atımı mesafeye gelince Timur’u gözleriyle gördü. Aynı kendisi gibi ordunun en önünde idi. Fazla uzun bir adamdı. Geniş göğüslü, geniş omuzlu, çıplak bacakları bir attan daha adaleli, biraz fazla esmer teni vardı. Elleri kocamandı. Kolları, dış tarafta yukarıya doğru uzanan bıçak zırhlarla süslü idi. Aynı süsler omuzlarında da vardı. Hafif gözleri çekikti. Başında dokuz burçlu bir kaleyi andıran miğferi ona hastı. Bu miğferi duymuştu. Şimdi kendi gözleri ile görüyordu. Türkistan atları yerinde durmuyor, savaş davullarının çalmasını istiyorlardı sanki. Filkulağından bir kalkanı sol elinde tutuyor, ne kalkanı, ne dizgini tutan sağ eli, ne de atı kıpırdıyordu. Kendinden emin, karanlık bakışları vardı. Öyle ya! Kendinden emindi. Şimdiye dek bir kez yaralanmış, ama dövüşü kaybetmemişti. Hayatında hiç savaş, hiç dövüş kaybetmemişti. Bir bacağını ömür boyu aksatan adamım başını gövdesinden ayırması için yerden kalkmasına bile gerek kalmamıştı. Ağarmış sakalları hiç de uzlet içinde bir Müslüman’a benzemiyor, aksine tam bir silahşora benziyordu.
- “Olsun!” dedi Bayezid. “Hutbesi yok, sikkesi yok, 30 yıldır Asya’yı, Afrika’yı, Hindistan’ı korkudan titretmek devlet olmak mı? Ben atam Ertuğrul’dan beri devlet kurarım. Sultan-ı İklim’i Rum benim.” Birden atının üstünde doğruldu. Estergon demirin örülmüş, tüy kadar hafif, ok kıracak kadar sağlam zırhını çekiştirdi ve haykırdı. “Yeniçeri’yi öne alın!”
Yeniçeriler hiç kıpırdamadılar. Yeniçeri Ağası emredince hiç nizamı bozmadan, uzun ve uygun adımlarla ilerlemeye başladılar. Yürüyüşleri 1 dakika kadar sürdü. Önlerinde Hakan’ın hil’atı, Halife Hazretleri’nin sancağı, yüzlerce flama ve tuğ da yürüdü. Durdukları zaman Ankara Kalesi’nden çıkan bir sam önce başakları dalgalandırdı, sonra dans etmeye hazır milyonlarca saman çöpünü kaldırarak Osmanlı ordusunun üzerinde bıraktı. Kuşluğa kadar kimse kıpırdamadı. Timur hiç böyle beklemezdi. Bayezid bunun nedenini az sonra anladı. Ama geç kalmıştı. Mancınıkların gacırtılarını duydu. Sanırım mancınıklar geç kalmıştı. Beklediler. Timur’un böyle bir emir verdiğini hatırlamadı. Geriye de dönüp bakmamıştı. Bayezid öfkelendi:
- “Bunu nasıl yapıyor? Nasıl biliyor geride olup biteni?” Atını geri çevirdi ve üzengilerken bağırdı. “Mevzi alııııııın!”
Sivri burunlu, elmacık kemikleri çıkık, alnı açık ve biraz önde, saçları erken dökülmüş, üzüm karası sakalı sivri, gözleri hafif çekik, her zaman yay gibi gergin ve öfkeli bir padişahtı. Hep meraklı gözlerle dik dik etrafına bakardı. Bu sefer karargahına varmak için acele ediyordu. Savaş için acele etmemişlerdi. Bayezid korkmuyor, ordusundan korkan olmadığını da biliyordu. Ama zafer için acele ediyordu bu kez.
Yeniçeriler birden kalkanlarını öne alırken mızraklarını da kalkanların üzerinden uzatarak yekpare bağırdılar:
-“Hayyy!”
Türkistan ordusunun ardında çizgi halinde, silik bir kara duman yükseldi. Ordunun önüne gelen okçu kendine göre çok büyük olan yayını gerdi. Birisi meşale ile oku yaktı. Ucu çıralı ok hemen tutuştu. Okçu kirişi gevşetince bulutlara doğru giden ateş parçası gözden kayboldu. İşte başlıyordu. Ufku tutan bu dev ordunun ardından yüzlerce alev topu ardında kuyruklu yıldız gibi kara bir duman bırakarak Osmanlı ordusunun üzerine gelirken güneye doğru havalanan on binlerce ok yüzünden gökyüzü kısa bir süre için karardı.
Ortaçağ’ın görüp göreceği bu en büyük savaş, başladı…alıntıdır

r

No comments yet. Be the first.

Leave a reply

Not : Lutfen sizden sonra ki ziyaretcilere yol gostermek icin yorum yaziniz Kirik Linkleri Bildiriniz
Paylaş

counter Toplist
Sayaç
film izle film izLe Dizi izLe Film indir