çeşitli Konularda Doğru Bilinen Yanlişlar
Beslenmede doğru bilinen yanlışlar!
Her gün çeşitli yayın organlarında beslenme konusunda birtakım haberlerle karşılaşmaktayız. Bunların bir kısmı tamamen bilimsel olmasına rağmen, bazıları ise doğruluktan tamamen uzaktır. Ancak maalesef asılsız haberlerin daha çok prim yapması doğru bilinen birtakım yanlışların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Halbuki bilim doğruların artmasından ziyade, bazen yanlışların azalması ile ilerlemektedir. Aşağıda doğru bilinen yanlışlardan birkaç örnek yer almaktadır:
Kabak çekirdeği zayıflatır, bağırsakları çalıştırır, ay çekirdeği gibi zararlı değildir
Ay çekirdeğinin 100 gramı 560 kkal. enerji vermektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse; enerjisi yaklaşık bir bütün somun ekmeğe tekabül etmektedir. Hem de hastalık gibidir, elimizi verir kolumuzu kaptırırız. Buna karşılık kabak çekirdeğinin zayıflatıcı etkisi olduğu, bağırsakları çalıştırdığı, ay çekirdeği kadar zararlı olmadığı düşünülür. Sanılanın aksine kabak çekirdeğinin kalorisi daha yüksektir (100 gramı 610 kkal.). Hiçbir zaman için bağırsakları çalıştırıcı, kabızlığı önleyici bir etkisi yoktur. Öte yandan her iki çekirdek türü de doymuş, yani kötü yağ içerdiği için kalp - damar sağlığı açısından zararlıdır. Kilo aldırıcı etkileri de göz ardı edilmemelidir.
Balık ve yoğurt beraber yenirse zehirlenme yapar
Tazeliğini yitiren balıkta “histamin” adında bir proteinin miktarı artmakta ve bu madde aynı zamanda yoğurtta da bulunmaktadır. Aynı öğünde her ikisi de tüketilirse vücuttaki histamin miktarı artmaktadır. Bu durum özellikle alerjik durumu olan bireylerde bazı olumsuz tepkimelere yol açabilmektedir. Besin zehirlenmesi açısından olayı incelersek; balık bayat ise yanında yoğurt yenilse de yenilmese de zaten zehirlenmeye yol açar. O nedenle besinleri taze olarak tüketmeye dikkat etmeli, tazeliğinden şüphe edilen besinleri imha etmeliyiz.
Light / diyet ürünler zayıflama diyetlerinde serbestçe tüketilebilir
Bir ürünün üzerindeki “light” veya “diyet” ibaresi o besinin gün içerisinde serbestçe tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Sonuçta lezzet veren birtakım öğeler (yağ, şeker, un, tuz…) mevcuttur. Unutmayınız ki bunlardan herhangi birinde yapılan bir azaltma diğerindeki artış ile kapatılmakta ve lezzet bu şekilde korunmaktadır. O nedenle besinler satın alınırken etiketleri iyi bir şekilde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir. Aksi taktirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla kilo kazanımına yol açabilir.
Aç kalmak zayıflatır
Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak sanılanın aksine genelde kilo alımı ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yeterince beslenemeyen ****bolizma, durumu “kıtlık” olarak algılamakta ve tüketilen her besini savunma mekanizması olarak (yarın bir gün tekrar aç kalırsam enerji olarak kullanırım mantığı ile) vücutta yağ şekline depo etmektedir. Tıpkı bizlerin sular kesildiğinde depo ettiğimiz suyu kullanıp, suların geri gelmesi ile birlikte depoyu tekrar doldurmamız ve fazladan yedekleme yapmamız gibi. Önerilen; dengeli bir beslenme programına eşlik edecek egzersiz ile fazla kilolardan kurtulmaya çalışmaktır.
Zeytinyağı mucize bir yağdır
Zeytinyağı önerdiğimiz yağlardan biridir. Omega - 9 adı verilen yağ asitlerini içermektedir. Ancak ekmeğinizi zeytinyağına bandırarak, salatalarınıza gönlünüzce zeytinyağı gezdirerek bolca tüketmeyiniz. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Dolayısıyla fazlası kilo aldırmakta ve oluşan şişmanlığa bağlı olarak birtakım sağlık problemleri de ortaya çıkmaktadır. O nedenle katı yağlar kötü olarak tanımlanıyorken, zeytinyağı da kötünün iyisi olarak görülmeli, aşırı kullanımdan kaçınılmamalıdır.
Yumurta kolesterol sebebiyle çok zararlıdır
Yumurta bazen aklanır, bazen çok zararlı denilir. Maalesef yumurtanın içerisinde doymuş yani kötü yağlar bulunmaktadır. Kolesterol içeriği de biraz yüksektir. Buna karşılık içerdiği elzem / esansiyel (yani vücuda dışarıdan alınması gereken) yağ asitleri açısından oldukça dengeli bir örüntüye sahip olan yumurtanın protein içeriği de anne sütündeki proteine eşdeğerdir. %100 oranında vücut proteinlerine dönüşümü söz konusu olduğu için “örnek protein” olarak tanımlanmaktadır. Hatta sarısında bulunan “lesitin” adındaki bir madde sanılanın aksine bizlerin kan kolesterolünü o kadar da yükseltmemektedir. O nedenle sağlıklı bireyler dilerse günde bir adet yumurta yiyebilirken; kolesterol, tansiyon, şeker problemi olanlar, karaciğer veya safra kesesinde sorunu olanlar farklı günlerde olmak koşulu ile haftada en çok 2 adet yumurta yiyebilirler. Tabi bu yumurtanın pişirilme şekli de önemlidir. Haşlama, menemen ve çılbır şeklindeki tüketim önerilirken; kıymalı, pastırmalı, sucuklu veya tereyağlı olarak yenilmesi uygun görülmemektedir.
Gıda katkı maddeleri kansere yol açar
Yapılan bilimsel çalışmalar tüm kanser nedenlerinin % 1’inden daha azının gıda katkı maddelerinden kaynaklı olabileceğini göstermektedir. Hatta bazı katkı maddeleri sanılanın aksine kanserojen maddelerin oluşumunu ya da etkisini engelleyici niteliktedir. Genelde koruyucu amaçlı kullanılan gıda katkı maddeleri besinin raf ömrünü arttırıcı, lezzet verici niteliktedir. Unutulmamalıdır ki, hiçbir gıda katkı maddesi tok*** değildir. Tok*** olan dozudur.
Karbonhidratlarla proteinleri karıştırmamak gerekir
Pratikte ve teorikte bu durum pek mümkün değildir. Örnek olarak bir süt kutusunun üzerindeki etiket bilgilerine bakacak olursanız içerisinde hem karbonhidrat hem de protein olduğunu göreceksiniz. Aynı şey yoğurt için de geçerlidir. Hatta karbonhidrat diye bildiğimiz pirinç ve makarna paketlerinin üzerindeki etiket bilgisini incelediğimizde protein de içerdiklerine tanık oluruz. Demek ki ayırma diyeti temelinde yanlış. Bu durumda bizim hiç süt – yoğurt tüketmememiz gerekir. Peki ya kemik sağlığımız? Dolayısıyla bu durum kişiyi yetersiz ve dengesiz beslenmeye sürüklemektedir.
Havayastığında doğru bilinen yanlışlar
Kazalarda hayat kurtaran havayastıklarının çalışma prensipleri hakkında birçok kullanıcı yeterli bilgiye sahip değil.
Otomobillerde güvenlik fikri, ilk ölümlü trafik kazası sonrasında ortaya çıktı. Otomobil üreticileri, otomobilleri daha güvenli hale getirebilmek için yeni sistemler geliştirmeye başladı. Bu çalışmaların sonucunda öncelikle kazanın oluşumunu engellemek ve çarpışma kaçınılmaz ise sürücü ve yolcuları korumaya yönelik aktif ve pasif güvenlik aksesuarları ortaya çıktı.
Çarpışma sırasında sürücü ve yolcuların hayatını koruyan en önemli aksesuarların başında havayastığı ve emniyet kemeri geliyor. Ancak, sürücüler havayastığının tek başına koruma sağladığı gibi yanlış bir bilgiye sahipler. Oysa, havayastıkları emniyet kemer sistemine ilave bir sistemdir.
Emniyet kemerleri takılı değilse havayastıkları yarar yerine zarar verir. Havayastıkları, aracın sert bir cisme ön taraftan 25 km’den daha yüksek hızlarda ve aracın ön köşelerinden itibaren yana doğru 30 dereceyi geçmeyecek şekilde çarpması sonucu açılır.
Ayrıca gereksiz yere veya uygunsuz zamanda açılan havayastıkları yaralanmalara da neden olabileceği için, çalışmaları elektronik sistemler ile çok özel koşullara bağlanmıştır. Havayastığı ve çalışma prensipleri hakkında birçok kullanıcı yeterli bilgiye sahip değil. Havayastıkları, her kaza anında açılan ve kaza sırasında yastık gibi durarak araç içinde sağa sola savrulan yolcuları koruyan bir sistem olarak algılanıyor.
Doğru bilinen yanlışlar
* Yandan gelen çarpmalarda ön havayastıkları açılmaz. Yan havayastıkları varsa, önden çarpmada olduğu gibi, aynı uygun koşullar gerçekleştiğinde açılırlar.
* Arkadan çarpmalarda havayastıkları açılmaz.
* Takla atma halinde havayastıkları açılmaz.
* Üst bölgeden gelen çarpmalarda havayastıkları açılmaz.
* Kontak on konumunda değilse havayastıkları açılmaz.
* Havayastıklarının kullanım amacı sadece ilk çarpma anında havayastıklarının bulunduğu koltuklarda yolculuk eden kişilere yansıyacak darbenin ilk anki şiddetinin etkisini azaltmaktır.
* Havayastıkları göz açıp kapama süresince 125 milisaniyede açılır ve hemen arkasından sönerler.
AIDS hakkında doğru bilinen yanlışlar
İlk olarak eşcinsellerde ortaya çıkan AIDS hastalığı konusunda vatandaşlar arasında kabul edilen anlayışların pek çoğu gerçekleri yansıtmıyor.
- Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre, birçok kişi halen, bu hastalığı “homoseksüel” hastalığı olarak bildiği için test yaptırmaktan kaçınıyor.
Vatandaşlar arasında hastalıkla ilgili genellikle yanlış bilgiler, söylenti şeklinde kulaktan kulağa yayılıyor ve bunlara zamanla inanılıyor. Bilim adamları, ciddi bir bilgi kirliliği yaşanan AIDS konusunda bilinmesi gerekenleri şöyle sıralıyor:
Sadece cinsel ilişki ve kan yoluyla geçen AIDS, yalnızca homoseksüel hastalığı değil. Karşı cins ile ilişki de belirgin geçiş yollarından biri.
AIDS, kişilerarası normal temaslarla, kapı kollarından, yatak çarşaflarından, havlulardan, paradan, sabundan, ortak kullanılan banyo, sauna, kaplıcalar ve plajlardan bulaşmaz.
“AIDS ter, idrar ve dışkı ile yayılır ve bulaşır” kavramları yanlış.
Sivrisinekler, AIDS bulaştırmaz.
AIDS virüsü taşıyan bir kimsenin kullandığı iğnenin, herhangi bir nedenle paylaşılması virüsü bulaştırır.
Cinsel ilişki sırasında doğru prezervatif kullanımı, AIDS’in bulaşmasını önler.
Gebelikte AIDS virüsü taşıyan bir anneden, bebeğine virüs bulaşması olasılığı vardır.
Hastalık belirtileri görülmeden, yıllar süren virüs bulaştırma devri yaşanır.
AIDS virüsünü taşıyan kişiyi, hastalık belirtileri çıkmadan sağlıklı kişilerden ayırt etmek için test yapılmalıdır.
Şeker hastalığına ilişkin doğru bilinen yanlışlar
1. Şeker hastaları genelde pek bir şey yememelidir.
Tam tersi sık sık yemeleri mecburidir. Günde 6 öğün mutlaka yenmesi gerekir. Bu şekilde kan şekerinin düzenli seyretmesi sağlanır. Yatmadan önce de az şekerli bir meyve yenmesi uygundur. Örneğin; elma, armut, şeftali, çilek, kırmızı erik gibi.
2. İnsülin tedavisi alışkanlık yapar.
Hayır gerekliyse mutlaka yapılmalıdır. Alışkanlık söz konusu değildir.
3. İnsüline ne kadar geç başlanırsa o kadar iyidir.
İnsülinden kesinlikle korkmamak gerekir. Modern tedavi de erken insülin tedavisi hastaların pankreas bezlerini korur. Kendi insülinlerini yapmalarını destekler.
4. Şeker hastaları spor yapamaz.
Hastalığa uygun spor yapabilir. Yüzme, düz koşu, yürüyüş, bi***let en ideal olanlarıdır. Ama grup halinde yapılan basketbol, futbol gibi sporlardan kaçınmak gerekir.
5. Şeker hastaları ameliyat olamaz.
Hayır olabilir. Şeker seviyesi sıkı takip edilerek ameliyat olmaları herkes gibi normaldir.
6. Şeker tedavi ilaçları daima aynı dozda kullanılır.
Böyle bir zorunluluk yok. İlaç dozları kandaki şeker durumuna göre artırılıp azaltılabilir.
7. Kan tetkikleri yılda bir yapılsa yeterlidir.
Hayır. Ayda bir mutlaka kan değerlerinin verilmesi gereklidir.
8. Geceleri bir şey yenmemelidir.
Yatmadan önce bir mevye yenebilir. Hatta en doğrusu uzun süre aç kalmadan 2 saatte bir hafif şeyler atıştırmaktır.
9. Çok ilaç alıyorum bana zararı vardır.
Gerekli olan ilaçlar alınmalıdır. Vücudun ihtiyacı varsa az ya da çok ilaç farketmez.
10. Sinirlerim bozuldu kesin şekerim yükseldi.
Yanlış çünkü sinirlilik, çarpıntı, terleme, fenalık hissi şeker düşmesinde baş gösterir.
Saçla ilgili Doğru Bilinen Yanlışlar!
Yanlış: Saçları uçlarından sık sık kestirmek daha hızlı uzamasını sağlar.
Doğru: Saçlar kestirseniz de kestirmeseniz de yaklaşık olarak 1,5 cm uzar. Saçlar yazın belki daha çok uzayabilir ama bunun makasla değil hormonlarla ilgisi vardır. Saçlarınızı uçlarından aldırmak sadece daha iyi bir görünüm sağlar.
Yanlış: Stres saçlarınızı dökebilir!
Doğru: Saçlarınız hemen hemen her zaman günde 50 ila 120 tel arasında dökülür. Boşanma, işinizi kaybetme, sağlıkta bozulma gibi büyük stres faktörleri belki birkaç tel daha saç kaybetmenize neen olabilir. Dökülmeye neden olan diğer etkenler ise hamilelik veya antibiyotiklerdir. Dökülen saçların yerine yenirleri birkaç hafta sonra kesinlikle yeniden çıkacaktır.
Yanlış: Şampuanı değiştirmek saçlarınızı daha sağlıklı yapar!
Doğru: Bu tez gerçekçi gelse de uzmanlar sadece buna güler. Hiçbir ürün saç telleri arasındaki farklılıkları gideremez.
Favori şampuanınız saçlarınızda her zaman aynı etkiyi gösterir. Eğer yağlı saçlarınız varsa veya çabuk kirlenen saçlarınız varsa, iki haftada bir bunu gideren şampuanlar kullanabilirsiniz.
Yanlış: Eğer beyaz bir saçı kopartırsanız o bölgede daha çok beyaz saç oluşur.
Doğru: Bu doğru değildir ancak beyaz saçı kopartmak da kötü bir alışkanlıktır. Saç köklerine zarar verebilir, enfeksiyona neden olabilir veya iz bırakabilir.
Yanlış: Saçlarına fön çekmezsen veya sarmazsan daha sağlıklı olur.
Doğru: Bigudiler 5 dakika içinde saçlarınızı şekillendirir ve hareketlendirir. Şimdilerde saçı koruyan şekillendirme yöntemleri oldukça yaygın.
Yanlış: Gerçekten temiz saçlara sahip olmak için; Saçlarını iyice köpürtmen, durulaman ve tekrar etmen gerekir.
Doğru: Bir kez yıkamak saçınızın yeterince temiz olmasını sağlar.
Yanlış: Saçlarınızı soğuk suyla köpürterek yıkamak saç tellerinize parlaklık verir.
Doğru: Bu sizi uyandırabilir ama saçlarınızın daha parlak görünmesine faydası olmaz.
Yanlış: Saç boyatmak büyük zararlara neden olabilir.
Doğru: Evde veya güzellik salonlarında kullanılan bugünün ürünleri, saçları zayıflatmaz. Önemli olan saçlarınızı iyi boyayabilecek veya perma yapabilecek profesyonel biri tarafından uygulanmasıdır.
Yanlış: Bazı cilt bakım ürünleriyle saçlarınızı dipten uca iyileştirebilirsiniz..
Doğru: Çatlaklar için olan ürünler sadece çatlak için kullanılır. Balmumu veya silikon içeren bu ürünlerin faydası yoktur. Saçlarınızın sadece daha kolay şekil almasını sağlar ve yumuşatır.
Yanlış: Her gün saçlarınızı en az 100 kere fırçalamalısınız.
Doğru: Saçlarınızı sadece şekillendirmek için fırçalayın. Fazla fırçalamak saç tellerinizin zayıflamasına neden olabilir.
Trafikte Doğru Bilinen Yanlışlar
1. Usta sürücü, düştüğü problemden kazasız sıyrılmayı bilir! Yanlış! Çünkü usta sürücü probleme girmeyen sürücüdür. Karşısına çıkabilecek her türlü tehlikeyi önceden görebilir, ona göre tedbirini önceden alır. Problemlerle uğraşmaz.
2. Otobanda tamam ama, şehir içinde emniyet kemeri takılmayabilir! Yanlış! Emniyet kemeri hayat kurtaran en önemli güvenlik gerecidir. 50 km/s hızda meydana gelen bir çarpışmada otonun içindekiler emniyet kemeri takmadıkları takdirde, 4 katlı bir binadan aşağı düşmeyle eşit şok yaşar.
3. Arkada oturanlar için emniyet kemeri takmak gereksizdir! Yanlış! Motorlu araçlar bir yere çarptığında hemen durur, ancak içindeki yolcular aynı hızla bir yere çarpana kadar ilerlemeye devam eder. Arkada oturanların da yaşam haklarını kullanmaları ve emniyet kemerlerini takmaları gerekir. Her ne kadar henüz kanunen zorunlu olmasa da, yolcuların güvenliği için geliştirilmiş olan emniyet kemerleri hayat kurtarır.
4. Lastik havalarını düşük tutarsak, hem daha iyi tutunur, hem de daha konforlu olur! Yanlış! Lastik havalarının, aracın fabrika değerinin altında olmaması gerekir. Hatta yüke ve yolcu sayısına göre artırılmalıdır. Çünkü inik lastiğin tabanı yere yayılarak daha iyi tutunma sağlamaz. Aksine tabanın ortası yukarı kalkar ve yol ile teması kesilir. İnik lastiklerin yalnız omuz kısımları yere basar. Lastik inikken; kayma hareketleri çok daha düşük hızlarda başlar, fren mesafesi uzar, direksiyon hareketlerine daha geç cevap alınır. Belki daha konforlu sürüş yaparsınız ama, konforlu şekilde yoldan çıkar, konforlu şekilde çarparsınız!
5. Sıcak havada, lastiğin ısınmasını dengelemek için lastik havaları indirilir! Yanlış! Lastiğin ısınmasının en büyük nedeni havanın sıcak olması değil, lastik havalarının düşük olması nedeniyle lastik yanaklarının daha fazla esnemesidir.
6. Yağmurda inik lastik daha az kayar! Yanlış! İnik lastikte su boşaltma kanalları kapandığı için yağmur suyunu çok daha az boşaltır hatta boşaltamaz ve su üzerine çıkma ve su yastığı üzerinde kayma (aquaplanning) çok daha düşük hızlarda başlar.
7. Direksiyon saate göre 10′u 10 geçe tutulur! Yanlış! Direksiyon saate göre 9′u çeyrek geçe tutulur. Bu pozisyon, acil bir durumda her iki yöne eşit miktarda direksiyonu çevirebileceğiniz tek pozisyondur.
8. En iyi koltuk pozisyonu, sürücünün en rahat ettiği pozisyondur. Yanlış! Sürücünün doğru koltuk pozisyonu öncelikle otomobile hakim olabileceği ne çok uzak, ne de çok yakın bir pozisyondur. Koltuk mümkün olduğunca dik olmalıdır. Direksiyon 9.15 pozisyonundayken kollar dümdüz olmamalıdır. İdeal dirsek açısı 120 ile 135 derece civarındadır. Evimizde TV seyrettiğimiz koltuk pozisyonu çok rahat olabilir, ama bu pozisyonda otomobile ve trafiğe hakim olabilmek çok zordur.
9. Motorlu araçlar lastiğin üzerinde gider! Yanlış! Motorlu araçlar lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. Eğer lastiğin içinde hava yoksa, hiçbir yere gidemezsiniz. Doğru lastik havası, ayağınızdaki ayakkabı numarası gibidir. Ayağınızı sıkan veya bol gelen bir ayakkabıyla nasıl yürüyemezseniz, otomobilin yol tutuşu da aynı şekilde bozulur.
10. Ani frenlerde önce frene basıp, durmaya yakın debriyaja basarsak, motor kompresyonundan faydalanıp daha kısa mesafede dururuz! Yanlış! En etkin yavaşlama frenle debriyaja aynı anda basılarak yapılır. Böylece fren anında motor devre dışı bırakılarak, motorun aracı ileri ***ürme kuvveti yok edilir.
11. ABS (Antiblokaj Fren Sistemi) mekanik frene göre çok daha kısa mesafede durdurur! Yanlış! ABS fren sistemi olan bir araç tekerleklerin kızaklamasını önler ve fren sırasında manevra yapılabilmesini sağlar. Ancak, daha kısa mesafede durdurmaz.
12. Mekanik freni olan bir otomobilde fren pedalını pompalayarak daha kısa mesafede durulabilir! Yanlış! Pompalamak için ayak fren pedalı üzerinden çekildiğinde, aracın ileri hareketi devam eder ve durma mesafesi uzar. Doğrusu; panik frende fren pedalı üzerindeki basıncı azaltarak lastiğin dönmesini sağlamaktır.Ancak ayak fren pedalından kaldırılmamalı ve fren yapmaya devam edilmelidir.
13. Doğru takip mesafesi hızın yarısıdır! Yanlış! Bu yöntem kullanışlı olmamakla birlikte, hata payı yüksektir. İdeal takip mesafesi (kuru havada) 2 saniye arkadan takip etmektir. Yağışlı havalarda veya yük durumunda bu süre 3-4 saniyeye çıkarılmalıdır.
14. Dörtlü ikaz (flaşör) tünele girince yakılır! Yanlış! Dörtlü ikaz sadece trafiğe tehlike yarattığınız durumlarda yakılır. Yani olası bir kaza veya arıza halinde. Tünelde kısa farların açık olması yeterlidir.
15. Gündüz kısa farları yakmak trafiktekilerin gözünü alır! Yanlış! Gündüz kısa far yakmak, daha erken farkedilmenizi ve size tehlike yaratacak olan kişilere kendinizi daha erken göstermenizi sağlar. Gece yakılan kısa farlar gözümüzü daha çok alır. Sadece kapalı ve yağışlı havalarda değil, güneşli havalarda ve hızlı yol kesimlerinde de kısa farların açılması kendi sürüş güvenliğiniz için önemlidir.
16. Çocukları uyarmak için korna çalınır! Yanlış! Çocukları uyarmak için korna çalınmaz! Korna onların paniğe kapılıp beklenmedik bir reaksiyon vermelerine yol açar. En iyisi iyice yavaşlamak ve gerekirse durmaktır.
17. Yoğun siste en iyi gitme yöntemi dörtlü ikazları yakmaktır! Yanlış! Yoğun siste en iyi gitme yöntemi hiç gitmemektir. Çünkü siste daha iyi gören sürücü yoktur, daha çok risk alan sürücü vardır. Görüş mesafesi yeterliyse siste sarı camlı gözlükler takarak, sis lambalarını ve kısa farları yakmak, sileceklerinizi çalıştırmak, yerin kayganlaştığını dikkate almak, takip mesafesini artırmak ve sollama yapmamak daha güvenli yol almanıza yardımcı olur.
No comments yet. Be the first.
Leave a reply

